Beyin Haritalaması – Kantitatif EEG/ QEEG Nöroterapi-Neurofeedback’de kullanım şekli ile ilgili sorulara yanıtlarımızdır

0
237

Beyin Haritalaması – Kantitatif EEG/ QEEG

Nöroterapi-Neurofeedback’de kullanım şekli ile ilgili sorulara yanıtlarımızdır;

1.EEG nedir?

Saçlı deriden alınan beyin elektriksel aktivite kaydının analiz edilerek farklı frekanstaki dalgaların beyin üzerindeki dağılımını ve etkisini gösteren ve beynin çalışması hakkında dolaylı bilgi sağlayan bir tekniktir ve tedavi ortası ve sonrasında da yinelendiğinde, tedavi ile sağlanan olumlu değişimi gösterebilmektedir.

Peki de ‘’Selami beyden elektrik alamadım!’’ diyen evlilik programına katılan hanımefendinin dediği gibi; evdeki Tv’yi çalıştırmak için bir fişi bir prize takıyoruz,her şey olup bitiyo;tv çalışıyor,buzdolabı,bilgiayarlar  da,acep beynimizde bu tür bir akımı üreten bir dinamo var mı?(Çoğu Tıp öğrencisi ve hatta psikolog,psikiyatrist ve nöroloğa sorduğunuzda ne cevap alacaksınız biz de çok merak ediyoruz…Acaba bunu biliyorlar mı?Size bir Yeni Yıl Hediyesi ;yazıyı sonuna dek okuyun yanıtı bulacaksınız!!!

2.EEG’de ne saptanır?

Beynin biyoelektrik faaliyetleri EEG ile ölçülebiliyor. Beyin görüntüleme depresyon ve panik bozukluk başta olmak üzere pek çok psikiyatrik hastalığın biyolojik boyutu hakkında bilgi verebiliyor.

Psikiyatrik hastalıkları insanların gözünde soyuttan somuta çıkartan önemli bir teknik olarak karşımıza çıkan EEG tedavi uyumunda yarar sağlıyor. Ruh sağlığı ve hastalıkları uzun bir zamandan beri beyin hastalıkları olarak kabul görüyor. Depresyon ve panik bozukluk başta olmak üzere pek çok psikiyatrik hastalığın biyolojik boyutu bilimsel araştırmalar ile doğrulanabiliyor.

Beyinde bazı alanlarda biyokimyasal düzensizlikle bu hastalıklar arasındaki ilişki laboratuar çalışmalarında gösterilebiliyor. İnsan beyni direkt olarak görülemediği, diğer organlarda olduğu gibi bir parçası alınıp incelenemediği için araştırmacılar beynin çalışması hakkında “dolaylı” olarak bilgi verebilecek tekniklerden yararlanmaktadırlar. Erişkin, genç ve çocuklarda beyin işlevlerini ölçerek tedavi, psikiyatride özlenen ve hedeflenen bir amaçtır.

Nörologlar daha çok epileptik ve/veya organik odak ararken, psikiyatristler işlevsel farklılıklara odaklanmaktadır.  EEG temelde iki bulgu verir. Bunlar; frekans ve amplitüddür. Bu iki bulgudaki normalden sapmalar incelenmektedir EEG ve onun bir türevi olan uyandırılmış potansiyeller araştırma amacıyla zengin bir kullanım alanı bulmaktadır.  fMRI uyumlu EEG en büyük gelişmedir. Orada, fonksiyonların anatomik karşılığı da ortaya çıkmaktadır.

3.BEYNİN KİMYASAL YAPISI İLE FARKI NEDİR?

Yapılan araştırmalar beyin çalışmasının elektriksel ve kimyasal ileti ile olduğunu göstermiştir. Beyin NÖRON denen sinir hücrelerinden oluşur. (Beynin 1 cm3 lük bir bölgesinde bir trilyon bağlantıya sahip, 100 milyar sinir hücresi bulunmaktadır. Bu 100 milyar sinir hücresi arasında saniyede 10 milyon x milyar kere uyarı iletimi olmaktadır. Sadece bu kadar bilgiden bile anlaşılacağı gibi, insan beyni hiç bir bilgisayarla karşılaştırılamayacak kadar karmaşık ve üstün bir sisteme sahiptir.)

Bunlar ise akson,dendrit ve aralarındaki sinaps denen baglantı noktalarından.Beynin çalışması hücrelerin kendi içindeki elektriksel ve kendi aralarındaki kimyasal iletimle olur.Hücrelerin iç kısmı negatif,dışı pozitif,hücre zarı ise tarafsızdır.Bilgi akson üzerinden elektrik sinyali halinde ilerler,hücreler arası boşlukta kimyasal sinyallere dönüşerek haber kaynağı halini alır.

(Bu konuda basit bir örnek vereyim; örneğin beyniniz sol ayak parmağınıza oyna dedi,bu parmak nasıl oynar?) Bu dönüşümü ise NÖROTRANSMİTTER denen maddeler sağlar.İki hücre arasındaki bu maddeler yolu ile bir yüklenme olunca nötr hücre zarında bir değişim olur;hücre pasif halden aktif hale geçer; yani bir aksiyon potansiyeli olur. Aksiyon potansiyeli olmaksızın sinir sistemi harekete geçemez.Uyarım gücü olarak bu ekşin şiddeti değişmez ama kimyasal yolda belirli bir birikim ve eşik değeri aşılınca(amino asit depolarizasyonu EPSP)bilgi aktarımı gerçekleşir.Stadlardaki Meksika dalgası gibi ya da kulaktan kulağa oyunu gibi yani…

İşin ilginç yanı ise şudur; nöronlardan üretilen bu haber bir hücreye elektrik  akımı ile aktarılamaz zira bu arada kimyasal bir durum vardır.Bu yapıyı okumak içi sevgili hocam Oktay Sinanoğlu’nun VE  Prof.Dr ALİ DEMİRSOY üstadımın bilimsel yazılarına bir bakmanızı rica ederim.

Bu şuna benzer ; evdeki banyonuzda küvete sac kurutma makinası atmak!!!!

Sonuç? ÖLÜM…Peki BU DURUMDA ELEKTRİK AKIMI NE YAPAR? Şekil değiştirir…Tıpkı deniz dibine giren ve basınç için özel kıyafet giyen dalgıçlar gibi…

Elektrik yapısını bio kimyasal yapıya yani NÖROTERANSMİTTERLERE DÖNÜŞTÜRÜR.

Orta beyindeki Talamusun yaydığı mikrovolt düzeyindeki elektrik akımı böylece bilgilerin dağıtımını sağlar.EEG işte bu saniyedeki ortaya çıkan dalgaların sıklıklarını saptayan bir yöntemdir.

Bu dalgaların her birinin sıklıkları ve etki mekanizmaları birbirinden farklıdır.(Merkezimiz sitelerinde bu konu ile ilgili bilimsel yazılara bakmanızı rica ederiz.)

Eğer beynimizin kontrol bölgesi olan cortex işini doğru yapıyorsa vücudumuz HOMEOSTAZ(=DENGE )halindedir. Sorun varsa ALLOSTAZ(=TEHDİT) halindeyizdir.Sorun sürüyorsa OVERLOAD( AŞIRI YÜKLEME) durumu sözkonusudur,önlem alınmazsa sistem çöker,.Alostaz halini yolu hastaneye düşmüş herkes az çok bilir;’’kan basıncı-tansiyon artmışsa,kalp hızı artmışsa,solunum hızı,kan şekeri,LDL kolesterol,kortizol,adrenalin,noradrenalin artmışsa,DHEA sülfat azalmışsa,HDL kolesterol azalmışsa,barsak hareketleri azalmışsa….’’HASTASINIZ ,beyniniz HPA yolunu kontrol edemiyor demektir.
DEHB’de özellikle frontal bölge üzerinde şekillenen bir allostaz halidir.Ancak kimilerince özellikle de ilaç şirketlerince tanımlandığı üzere bir HASTALIK durumu değildir. (Benzer şekilde DİSLEKSİ’ de buna benzer)3-21 yaş aralığında yani beynin temel gelişim döneminde ortaya çıkar ama sağaltımı yoluna gidilmezse yakanızı ömür boyu bırakmaz. Tıpkı kafa darbeleri,inme,epilepsi,fibromiyalji,kronik yorgunluk gibi sendromlarda olduğu gibi DEHB vakalarının çoğunda TETA ve YAVAŞ ALFA etkinliğinde belirgin artış vardır.
Güncel ve geleneksel sagaltım metodları ağırlıklı olarak ilaç şirketlerinin manipülasyonu sonucu beynin kimyasal yani transmitter maddeler üzerinden çalışmasına etki etmek üzerine inşa edilmişlerdir.Örneğin depresyon tedavisinde bir nörotransmitter olan SEROTONİN azalması nedeni ile hücrelerarası elektriksel iletim de azalıyor.Serotoninin yeğane kaynağı beynin destek hücreleridir.;besinlerle serotonin alamayız.Proteinli yiyecekler beyin kontrolünde serotonine dönüştürülür.Depresyon tedavisinde(!)kullanılan ilaçlar serotoninin zayıf bölgelerde daha fazla kalmasını(salınımının gecikmesini)sağlayarak etkinliğini artırmayı amaçlar.İYİ FİKİR! Yani amaç vücuttaki serotoninin miktarına dokunmadan,az olan serotoninin daha etkili olmasını sağlamak; Ama işte burada o beyin kendini ortaya koyuyor;normal ve doğal proteinXserotonin üretimini durdurarak az bir serotoninle normal olduğunu fark ediyor ve serotonin yapımını durduruyor.Peki ilaç şirketi bu durumda ne öneriyor? DOZU ARTIRMAK!(O nedenle de yurtdışında yasaklanan ve ÇOCUK KOKAİNİ denen RİTALİN’i vermekle yetinmeyip 4 yaşında çocuklara CONCERTA veriyorlar!!!)

Çünki işi yanlış bir noktadan ele almış durumdalar;hücre içi iletimi önceleyerek bunun ardından hücrelerarası iletimi düzenlemek gerekirken temeli çürük bırakarak 4-5.katı inşaya çalışmak…ASIL SAGALTIM YÖNTEMİ ŞU OLMALIDIR;
HÜCRE İÇİ ELEKTRİK AKIMININ DÜZENLENMESİ;NEUROFEEDBACK
BEYİN HÜCRELERİNİN DAHA ÇOK NÖROTRANSMİTTER ÜRETMESİNİ SAĞLAYACAK DOĞAL BESLENME –YAŞAM TARZI-DESTEK BİTKİSEL TAKVİYELER

 

 

Depresyonlu kişinin beyninde Serotonin, Noradrenalin, Dopamin gibi kimyasal iletilerin azaldığı bugün bilimsel olarak gösterilebilmektedir. İlk olarak 1970’li yıllarda intihar girişimi ile ölenlerin beyin omurilik sıvısında serotonin  metaboliti maddenin sağlıklı ölümlere göre 10 misli daha az bulunması ile serotonine  dikkati çekmiştir. Depresyondaki kişilerin beyinlerinde enerji transferinde yavaşlamanın olması diğer dikkati çeken unsur olmuştur. Sonuçta Depresyonda beyin bilgi işlem faaliyetini tam yapamamaktadır.  Özellikle duygu yönetimi ile ilgili beyin alanları işlev bozukluğu göstermektedir. Hayattan zevk alma ile ilgili beyin salgılamasının yeterli olmaması elem, keder, neşe-sevinç kaybı, uyku bozukluğu, iştah bozukluğu, yorgunluk, enerji azalması, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtileri açıklar niteliktedir.

4.Görüntüleme ne kadar önemlidir?

Psikiyatride ilaç tedavisindeki başarının son yıllarda azalması, farmakolojik iyileşme yapan ilaçların yoğun olarak tedavi ediciliğinin görülmemesi bu konuda büyük yatırımlar yapılmasına yöneltmiştir. Beyindeki biyolojik anormalliklerin ortaya konulması karışık ve uzun bir iştir. Hastalık tanısında, tedavisinde ve hastalığın seyrinde bazı yöntemlerle sonuçlar alınabilmektedir. Bazı göstergeler yalnız hastalık zamanında ortaya çıkar. (State  Markers) Bazı göstergeler ise hastalık öncesinde ve sonrasında vardır. (Trait Markers). Durum  ve yatkınlık göstergeleri de  denilen bu göstergeler çok çeşitlidir. Sinir hücreleri, Beyin omurilik sıvısı, ilaçların kan düzeyleri, bazı enzimlerin ve hormonların ölçülmesi, beyin psikofizyolojik  ve nöroanotomik ölçümleri sayılabilir. Biyolojik ölçümlerin duyarlı, özgül ve bölgesel özelliklerinin olması değerin iarttırır. SPECT: Nükleer olarak radyoaktif madde ile işaretlenmiş maddeler kullanılarak beyin kan dolaşımı ölçülür. Daha çok beyin kabuğunu gösterir. PET: Beynin glikoz, oksijen, metabolizmasını radyoaktif işaretlenmiş maddelerle haritalama özelliği ile anlama esasına dayanır. İşaretlenmiş serotonin in agonisti maddelerle beynin serotonin, üst kimyasal  iletici haritasını çıkarmak mümkün olmaktadır. Bu iki yöntem çok pahalı ve özel yöntemlerdir. Halen günlük pratikte kullanılamamaktadır. CEEG, MAP : MR ve BT gibi yöntemler beyinde yapısal değişiklikleri gösterir. Yani tümoral, yer kaplayan anormallikleri belirler. Depresyonda beyin faaliyetlerini ölçebilmek gerekmektedir. İşte Bilgisayarlı EEG (Elektroensefalografi) yöntemi ile beyin elektrik faaliyetlerini kaydedilmektedir. Beynimizin bir saniyede ürettiği sinyal sayısının bilgisayar teknolojisinin çok ilerlemesi ile sayabilmemiz bize bu kolaylığı sağladı. Beynimizin hızlı ve yavaş ürettiği sinyaller (frekanslar) sayılarak haritalamasının yapılmasına da beyin haritalaması denilmektedir. Kişinin başına geçirilen bir başlıkla vücuda herhangi bir madde vermeden beynin ürettiği sinyaller ölçülmesi ve bunun bilgisayarda kayıtlı veri bankasındaki değerlerle test edilmesi o kişinin beyninin biyoelektrik faaliyetlerini gösterir. Tedaviden önce beynin biyoelektrik haritası alınır. Tedavisinin aşamalarında 1.5,3,6 ncı aylarda bireysel ihtiyaca göre tekrar ölçümler yapılar. İlk ölçümle son ölçümler karşılaştırılarak beyindeki normal dışı değişikliklerin düzelip düzelmediği gözlemlenir. Eğer tedaviye iyi cevap verirse ilacın veya terapinin biyo yararlılığı test edilmiş olur. Eğer beyindeki ölçülen değerler devamlı yüksekse, hastalığa yatkınlık devam ettiği düşünülerek ilacın devamı konusunda daha dikkatli davranılır. Görülüyor ki teknoloji ilerledikçe insanın beyin ve ruh sağlığına faydalı olmak daha da kolaylaşmaktadır.

5.3D (ÜÇ BOYUTLU) BRAIN MAPPING (BEYİN HARİTALAMASI) nedir?

 

 

Üç boyutlu beyin haritalama tekniği ilk kez 1994’te uygulanmıştır. Psikiyatrik hastalıklarda 3D (üç boyutlu) Beyin Görüntüleme Yöntemleri son yıllarda giderek önem kazanmaktadır.

 

3D Beyin Haritalaması önce  EEG çekimi ile başlar. Daha sonra  QEEG (Kantitatif EEG) programı ile beynin 1-40 Hz aralığında yer alan beyin dalgaları analiz edilir. Program, yakınması olmayan ve nöropsikiyatrik testleri normal sonuç veren kişilerin yer aldığı bir veritabanı ile çekimi yapılan kişinin verilerini  karşılaştırır. Beynin dalga frekansları ölçülür ve ardından 3D Beyin Haritalama uygulamasına geçilir. Sinir hücrelerinin aktivitesi ve sinir iletileri   S-LORETA ile üç boyutlu olarak görüntülenir. Bu çekimlerin birarada yapılması hem EEG hem MEG (Magnetoensefalaografi) imkanı sağlarken hem de 3D Beyin Haritalama görüntüleri elde edilir.

 

3D Beyin Haritalama (Brain Mapping), beynin görüntüsünü verirken, beynin çalışma özelliklerini, kanlanmasını, kan akımını, simetrisini, beynin bozulmuş fonksiyonlarını ve fonksiyonu bozulmuş beyin alanlarını 3D (üç boyutlu) olarak analiz eder.

 

Çocuklarda 3D Beyin Haritalama tekniğinin kullanıldığı alanlar, öncelikle Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Disleksi, Gelişim Gerilikleri, Otizm, Asperger Sendromu olmakla birlikte, bu uygulama giderek daha fazla tanıda kullanılmaya başlanmıştır.

 

Gençlerde ve yetişkinlerde görülen nöropsikiyatrik hastalıklardan özellikle Depresyon, Panik Atak, Uyuşturucu Kullanımı, Anoreksiya ve Bulimia Nervosa, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Şizofreni, Bipolar Bozukluk, Alzheimer Hastalığı, Demanslar, Anevrizmalar, Kafa Travmaları, Beyin Kanamaları ve İnmelerde 3D Beyin Haritalama son derece  aydınlatıci bir degerlendirme yontemidir.

 

3D Beyin Haritalama Yöntemi “tanı koyma, tanıyı güçlendirme, tedavi sonuçlarını ölçme ve değerlendirmede”  şu anda elimizde bulunan gelişmiş teknolojik yöntemlerden birisidir. Pek çok psikiyatrik hastalıkta tedavi öncesi ve sonrası 3D görüntüler karsılaştırılır ve tedavi sonuçları kantitatif olarak değerlendirilebilir. Böylece ruhsal hastalıklarda uygun tedaviyi seçme, tedavinin devamı ya da sonlandırılmasında doğru kararlar alınmasını sağlar.

 

 

                                                               

 

 

6.NEUROGUIDE  Beyin dalgası veri tabanı Türk normlarına uygun mudur?

Dikkat ve davranış sorunu olan 6-17 yaş grubu 275 çocuk ve ergende beyin dalgaları kayıtlamasıyla Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) teşhisi konmasına yarayan beyin dalgası veri tabanı, FDA (Amerikan ulusal besin ve ilaç birliği) tarafından  onay almıştır. DEHB teşhisi sırasında diğer verilerle birlikte doktorların daha doğru teşhis koymasına  büyük yardımı olacak bu yöntemi, ABD’nin Georgia eyaletinden ‘Neuropsychiatric EEG-Based Assessment Aid (NEBA) Health’ geliştirdi.

1998’de New York Üniversitesi tarafından geliştirilen FDA onaylı NxLink Nörometrik normatif veri tabanının, multi-disipliner tıbbi muayeneler yoluyla fonksiyonunun normal olduğu onaylanmış, yaşları 6-90 arasında değişen 650 kişiden alınan EEG kayıt larıyla DEHB, öğrenme zorluğu, kafa travması, şizofreni, depresyon, bipolar bozukluk, Alzheimerhastalığı, damarsal bunama,  alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gibi rahatsızlıkları yüzde 90’ın üzerinde doğrulukla ayırt edilebiliyor.
Maryland Üniversitesi bilimadamları tarafından FDA onaylı Neuroguide veri tabanı, yaşları 2-83 yaş arasında değişen 775 kişiden alınan EEG kayıtlarıyla yüzde 90-94     doğrulukla kafa travması  ve öğrenme zorluğunu     ayırt edebiliyor.

CNS (Central Nervous System) grubundan bilimadamları, FDA onaylı r (referans) EEG veri tabanı geliştirdiler ve psikiyatrik ilaçları (anti-depresanlar, stimulanlar,antiepileptik, beta blokerler ve benzo grubu) kişinin beyin dalgalarıyla karşılaştırdıklarında kişiye uygun hangi ilacın çalışacağını yüzde 75-80 doğrulukla tespit ediyor.
r-EEG veri bankası, ABD’de 17 sene süren bilimsel ve objektif araştırmalar sonucu geliştirilmiş.1600 hasta, 13 bin ilaç tedavisi, ve 6 aydan fazla takip içeren bir çalışma geri planında bulunur.Bu yönü ile de çok değerli bir veri tabanıdır. Beyin dalgası kayıtlaması olan EEG’yi nörometrik veri tabanında analiz eden bu yöntemlerin;
1- Birçok hastalığın erken teşhisi,
2- Anormal beyin davranışlarının niceliksel değerlendirmesi (Neurofeedback tedavi protokollarının seçiminde kullanılması),
3- Zaman içerisinde anormallik derecesinde görülen değişikliklerin izlenmesi,
4- Birtakım rahatsızlıkların bilgisayar destekli ayırt edici teşhislerinin yanı sıra normal ve anormal EEG’nin ayırt edilmesi,
5- Tedaviye verilecek yanıtın tahmin edilmesi (İlaçlar, neurofeedback)
6- Tedavi sonuçlarının niceliksel olarak tahmin edilmesi alanlarında büyük klinik başarıya sahip olduğu gösterildi.

Ama kim için ? Elbette ki Amerikan halkı veya hastaları için…

 

Nitekim daha geçenlerde Türkiye Havayolu Pilotları Derneği (TALP A) tarafından  düzenlenen4. Pilotlar Çalıştayı’na da bu konu damgasını vurdu. Çalıştaya katılan Psikolog Afife Solak Uzel, “İnsan psikoloji durağan değil dinamik. Pilotlara yılda bir kere yapılan sağlık muayenelerine ve psikolojik testlere, özelikle kişilik testlerinin ve stresle başa çıkma becerilerini ölçen testlerin de eklenmesi gerekir” dedi.

7.BU  VERİ TABANLARI‘YEREL KÜLTÜRE UYARLANMALI  MIDIR?

Pilot adayı seçimlerindeki psikolojik testlerin Türkçe’ye ve Türk kültürüne adapte edilmesi gerektiğine vurgu yapan Uzel, “Ülkemizde uygulanan psikoteknik testlerin çoğu İngilizce. Artık kendi milli testlerimizi yapmamız gerekiyor. Aksi takdirde bu testlerin hiçbir geçerliliği olmuyor. Kendi dilimizde bile aynı kelimelere farklı anlamlar yüklerken, başka bir dilde uygulanan testi tam olarak algılayıp doğru cevaplamak mümkün olmasa gerek. Sadece test de yeterli değil. Testten önce ve sonra birer görüşme yapılmalı” diye konuştu.

Biz de Psikolog sayın Afife hocaya tamamen katılıyoruz.

 

Peki ama ülkemizde bizim normlarımıza yönelik veri tabanı var mıdır?ELBETTE! Bunun için öncelikle nöropsikolojik test nedir,kriterleri nedire bakmak gerek;

Nörospikolojik test nedir?

Nöropsikolojik testler,  zihinsel ve psikolojik süreçleri beyin yapı ve süreçleriyle ilişkilendirerek ölçen psikometrik araçlardır.

 

Hangi nöropsikolojik testlerin bilimsel değeri vardır? Hangi testler ölçme ve değerlendirmede kullanılmalıdır?

  • Toplumsal ve kültürel özellikler göz önüne alınarak uyarlanmış olanlar,
  • Güvenirliği ülkemizde yapılan araştırmalarla ortaya konmuş olanlar,
  • Hangi zihinsel ve psikolojik süreçleri ölçtüğü yani geçerliği ülkemizde yapılan araştırmalarla ortaya konmuş olanlar,
  • Yaş ve eğitim grupları için norm değerleri araştırmalarla ortaya konmuş olanlar.

 

BİLNOT Bataryası nedir?

BİLNOT’un açılımı “Bilişsel Potansiyeller için Nöropsikolojik Test Bataryası”dır. Psikometri alanında “Batarya” terimi, belirli bir amaca yönelik olarak bir araya getirilmiş testler topluluğunu belirtir. Bataryaların bir kısmı karmaşık işlevlerin değişik yönlerini ölçer (yönetici işlevler gibi), bazıları da beyin işlevlerini taramak amacıyla oluşturulmuştur.

  • BİLNOT Bataryası beyin işlevlerini taramak amacıyla oluşturulmuştur. Bu amaç bağlamında, Batarya, temel zihinsel/psikolojik işlevlerin de taranmasını sağlamaktadır.

 

BİLNOT Bataryası nasıl oluşturulmuştur?

 

  • Batarya bir TÜBİTAK projesi kapsamında geliştirilmiştir (TÜBİTAK – TBAG/Ü, Proje No 17-2). Bu projede BİLNOT testleri 2623 yetişkin üzerinde incelenmiştir.
  • BİLNOT Bataryası testleri üzerinde kapsamlı AR-GE çalışmaları yapılmıştır.
  • Testlerin güvenirlik ve geçerlik çalışmaları yapılmıştır.
  • Test puanlarının yaş ve eğitim düzeylerine göre norm değerleri belirlenmiştir. BİLNOT Bataryasında bireyin aldığı puanlar, kendi yaş ve eğitim düzeyindeki kişilerden hesaplanmış olan norm değerlerle karşılaştırılmaktadır.
  • İçerdiği testler üzerinde ülkemizde 200’e yakın araştırma yapılmıştır. Araştırmaların yetişkinler üzerinde olanları 2004 yılında yayımlanan bir kitapta yer almış, bu kitabın kısa süre önce geliştirilmiş 3. baskısı yayımlanmıştır.
  • BİLNOT testleri ile çocuk üzerinde yapılan araştırmalar iki ciltten oluşan bir başka eserde, 2011 yılında yayımlanmıştır. AR-GE çalışmaları 351 çocuk üzerinde gerçekleştirilmiştir.

 

Ülkemizde, bu kapsamda çalışılmış olan herhangi bir başka nöropsikolojik veya psikolojik test grubu bulunmamaktadır.

 

  • Aşağıda psikiyatrik, nörolojik veya psikolojik bozuklukların değerlendirilmesinde BİLNOT testleri kullanılmaktadır.
  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu
  • Şizofreni
  • Majör depresyon
  • Demans türleri
  • Kaygı bozuklukları
  • Uyku bozuklukları
  • Nörolojik ihmal sendromu
  • Özgül öğrenme bozukluğu

 

.

 

Yani kısaca Nöroterapi için Neuroguide veri tabanını kullanmak tamamen Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benzemektedir.

 

 

Kurumumuzda bu nedenle Türkiye’de ilk ve tek olacak biçimde tüm QEEG yorumları kendi uzmanlarımız aracılığı ile kendi normlarımıza dayanarak yapılmaktadır.

 

 

SONUÇ:

KISACA SÖYLENMEK GEREKİRSE QEEG ÇEKİMİ YAPILMAKSIZIN NEUROFEEDBACK-NÖROTERAPİ UYGULAMAK ABESLE İŞTİGA ETMEK,ETİK OLMAYAN VE SADECE PARA KAZANMA AMACINA YÖNELİK BİR YALANCI-BİLİM YOLUDUR.

AYNI BİÇİMDE AVRUPA-A.B.D VERİ TABANLARI İLE TÜRK ÇOCUKLARINA AİT QEEG’LERİN YORUMLANMASI DA HERŞEYDEN ÖNCE UTANÇ VERİCİ BİR KENDİNE İNANMAMA,ÜLKESİNİN  BİLİM ADAMLARININ KAPASİTESİNİ YOK SAYMA ANLAMI TAŞIR.

KURUMUMUZ BU İKİ CİDDİ YANLIŞLA DA MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEKTİR.

Bilim sırça köşklerinde,tahta oturan,ulaşılamaz,hele artık ölmüş bir dil olan LATİNCE’YE sığınarak iyice ulaşılamaz olan’’yüce’’,kerameti kendinden menkul kişilerin yaptığı şey;Tıp Bilimi veya asıl onu kucaklayan hali ile biyoloji,kimya,fizik,matematik ve psikoloji,sosyoloji yine bu kişilerin tekelinde,sıradan insanın,halkın anlamayacağı,sadece uygulama nesnesi olacağı ya da yüksek bedelini ödeyip satın alacağı pahalı bir meta olamaz.

Halk dediğiniz şey,sizin sandığınızdan hep farklı bir şey olagelmiştir;uygun bir dille,üstünlük taslamadan,önünde tıpkı bir çocukla iletişim kurarken onun seviyesinde olmak için diz çökmeniz gibi yani kadim ustaların yaptığı gibi saygı ile eğilirseniz sizi sizden bile iyi anlayacaktır.

Hipokrat,Galen,İbn-i Sina …böyle yapmadı mı? Bilimi halktan koparırsanız halkı kör karanlığın kucağına teslim edersiniz.O karanlıkta siz de yolunuzu kaybedersiniz.

İZMİR NÖROTERAPİ MERKEZİ olarak; ustalarımızın izinden gideceğiz,bilimi halk için yapacağız,hiçbir zorluktan yılmadan…Tıp asla bir meta-PARA malzemesi olamaz;merkezimizdeki tüm sağaltım yöntemlerinden ihtiyacı olup da kapılar kendisine maddi nedenlerle kapanmış herkes,istisnasız,kapitalist ve emperyal düzenin dayattığı hiçbir şey para,isim,unvan,din,politik görüş,cinsel ayrılık…ayırd edilmeden,tek soru sorulmadan ÜCRETSİZ yararlanacaktır.

 

Yazan: Bio-nörofizyolog Dr .Hakan Duru KARABACAK

“Birtakım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacılara talih ve hayatlarını emanet eden insanlardan mürekkep bir kitleye, medenî bir millet nazariyle bakılabilir mi?”

“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”
Yıkın Heykellerimi
Ey milletim
Ben Mustafa Kemal’im
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hala en hakiki mürşit değilse ilim
Kurusun damağım dilim
Özür dilerim

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer
Prangalı kalsın diyorsanız köleler

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Yetmediyse acısı şiddetin savaşın
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın
Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Özlediyseniz fesi peçeyi
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan şeyhten dervişten
Şifa buluyorsanız
Muskadan üfürükçüden

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek
Karaçarşafa girsin diyorsanız
Yobazin gazabından ürkerek
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Fazla geldiyse size
Hürriyet cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın sultanın
Hala önemini anlayamadıysanız
Millet olmanın
Kul olun
Ümmet kalın
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ!!!

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here